Ana Sayfa / Blog / Sosyal Öğretmen ‘okulöncesimasali’

Sosyal Öğretmen ‘okulöncesimasali’

 

Merhaba ,

‘SOSYAL ÖĞRETMENLER‘ röportajlarının en yenisini 2017 yılının ilk ayında Hasan öğretmen ile yaptık. Öncelikle Hasan öğretmenime çok teşekkür ediyorum . Öyle içten cevapladı ki soruları . Sizde röportajı okurken Hasan öğretmeni daha yakından tanıyacak ve imkansızlıklar ,ön yargılar altında neler başardığına şahit olacaksınız. Bizim mesleğimiz böyle güzel işte . Minik yüreklere dokunduğunuzda güzelleşiyor değişiyor her şey. Yeter ki isteyelim …

Hadi hemen okuyun ve Hasan öğretmenin kendisinden dinleyin hikayesini…

 

  1. Merhaba Sevgili Hasan ER, öncelikle konuğum olduğunuz için teşekkür ediyorum. Bu yıl ki ilk röportajımı sizinle yapıyorum. Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Merhaba 1990 yılının soğuk bir kış gününde Kütahya’da doğmuşum. Üniversiteye adım atana kadar da aynı şehirde yaşadım. Ama bu ayrılık pek uzun sürmedi Sakarya Üniversitesindeki yarım dönemlik maceradan sonra Kütahya’ya yatay geçişle geri döndüm, Dumlupınar Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünden 2012 yılında mezun oldum ve aynı yıl ilk göz ağrım Aydın Sultanhisar İlçesine bağlı Demirhan köyünde göreve başladım.  6 aylık askerlik arasının dışında 4 yıldır bu şirin dağ köyünde olmaktan çok mutluyum. İmkânsızlıklarla savaşıp, olumsuzlukları fırsata çevirmekten keyif aldığım yerdeyim. Eğitimime de kaldığım yerden devam ediyorum. Dumlupınar Üniversitesi Okul Öncesi Eğitimi Bölümünde yüksek lisans yapıyorum.

  1. Okul öncesi öğretmenliğinde her yıl erkek mezunlar olur. Benim de sınıf arkadaşlarım vardı. Ya istemeden gelmişler ya da bu mesleği yapmayı düşünmüyorlardı. Siz bu mesleği seçmeye nasıl karar verdiniz?

 




Özellikle ortaokul ve lise yıllarında aktif bir öğrencilik hayatım oldu. Müsamere gruplarında, şiir gecelerinde, halk oyunları ekiplerinde, bando takımlarında, koro çalışmalarında, resim atölyelerinde kısacası olabilecek her taşın altından çıkardım. Bu saydıklarımı bir heves için değil isteyerek, keyif alarak yapardım, hepsine de ayrı ayrı ilgi duyardım. Mesela Halk oyunları yarışmalarında lisede ekip olarak Türkiye 1.liğimiz, Türkiye 2.liğimiz, resim, şiir yarışmalarında il derecelerim vardı.  Tüm bu sosyal aktivitelerin ardından sıra meslek seçimine geldiğinde uzun uzun düşündüm tüm bu hobileri, ilgi alanlarımı hangi meslekte bir arada toplayabilirim diye, bu noktada Okul Öncesi Öğretmenliğinden başka çok da fazla seçenek yoktu aslında. Şimdi öğrencilerimle dilediğimizce şarkılar, şiirler söylüyor, resimler yapıyor, halk oyunları oynuyoruz. Bir anlamda hobilerim işim, mesleğim haline geldi.

 

 

 

 

3.Kadın olmak bir avantaj gibi gözüküyor çoğunlukla. Veli iletişimi , çocuklar ve okul içi iletişimi düşünürsek.Erkek okul öncesi öğretmeni olmanın avantajı ve dezavantajı neler sizce?

 

İlk görev yaptığım köye gittiğimde hem veliler, hem çocuklar çok şaşırmışlardı. Nasıl olur da bir erkek ‘ana sınıfı’ öğretmeni olabilirdi. Çünkü yıllardır o sınıfta kadın öğretmen görmeye alışmışlar. Kendimi kabullendirmek epey zaman aldı. Anneler sınıftan içeri adım atmazlardı. Hatta köylerde kahvaltıları o gün ne varsa listede bir anne getirir dağıtır çocuklara, bir gün beslenme dağıtmaya kocasıyla birlikte gelen bile oldu J Çocuklara gelince bu konuda şunu gözlemledim. Babalarıyla ilişkileri sağlıklı olan, birlikte kaliteli vakit geçiren çocuklarla erkek okul öncesi öğretmeni olarak herhangi bir problem yaşamadım. Ama babayla olan ilişkileri zayıf olan çocuklarla iletişimimizde zaman zaman problemler yaşadık. İlk aylarda benimle hiç konuşmayan öğrencilerim oldu mesela. Öğretmen sevgide sınır tanımayınca, kızmayınca, onlara sesini yükseltmeyince erkek figürünün negatif algısı ortadan kalkıp zamanla bülbüle dönüştüklerini de keyifle izledim. Avantajlarına gelince hemen hemen mesleğimle ilgili katıldığım toplantılarda, projelerde hep tek oluyorum. Bu avantaj mı derseniz evet benim için farklı olmak her zaman bir avantaj. Gerçi eşim bu durumdan çok fazla hoşlanmasa da J hakkını vermeliyim mesleğimle ilgili konularda hep bana destek olmuştur…

 

 

  1. Microsoft’un Harikalar Yaratan Öğretmenler Yarışmasındaki Başarı Hikayenizden bahseder misiniz?

 

Öncelikle izlememiş olanlar olabilir. Şu linklerden Başarı hikâyesi filmimize ulaşabilirsiniz.

https://www.microsoft.com/turkiye/harikaogretmenler/

 

 

 

Üniversite yıllarında Microsoft’un birçok projesinde gönüllü olarak çalışmıştım. Bilenler Bilmeyenlere Bilgisayar Öğretiyor projesi de bunlardan biriydi. Bu proje kapsamında bilgisayar eğitimleri alıp daha önce bilgisayarla hiç tanışmamış kişilere bilgisayar eğitimleri ulaştırmıştık. Öğretmen olunca da bu projede edindiğim deneyimleri kullanmaya devam ettim. Daha doğrusu bilgisayarı kullanmak zaruri bir ihtiyaç haline geldi. Çünkü köydeki çocukların kelime dağarcıkları, çevrelerindeki uyaranlar gerçekten sınırlı. Ben onlarla konuşurken bildiklerini düşündüğüm şeyleri onlar hayal bile edemiyorlardı. Mesela hikayenin birinde ananas meyvesi vardı, sınıfta adını bilen ya da daha önce bu meyvenin tadına bakmış olan çıkmadı, bu örnekleri çoğaltabilirim. Hal böyle olunca bilmedikleri, duymadıkları şeyleri anında internet ile bulup karşılarına getirmek, göstermek gerekiyor en azından fikirleri olsun istiyorum… Göreve başladığımda sınıfımda bir bilgisayarım bile yoktu. Zamanla sınıfımızı yeniledik, sil baştan bir sınıf kurduk… Yeni sınıfımıza bir projeksiyon bulduk, sınıf içi etkinliklerde elim ayağım oldu, bilmedikleri, görmedikleri ne varsa artık rahatça gösterebiliyordum. Onları köyden az bir süre de olsa uzaklaştırmak istiyorum. Hayallerinin yaşadıkları köy ve çevre köylerle sınırlı kalmasını istemiyorum. Bunu henüz başaramadım, defalarca niyetlensem de onları farklı yerlere götürmek için uğraşsam da ya yeterli sayı olmadı ya da izin konusunda sıkıntılar yaşadım. Ama bilgisayar ve internet ile sanal da olsa birçok yere gittik. Bu bazen hayvanat bahçesi, bazen bir müze oldu. Bazen de özledikçe Atatürk’ü, tuttuk Anıtkabir’in yolunu… İşte bunları bir hikayeyle Microsoft’un Harikalar Yaratan Öğretmenler Yarışmasına göndermiştim. Hikayemiz Başarı Hikayesi olarak seçildi. Okulumuza Microsoft Türkiye ekibi geldi, başarı hikayesi bir filme dönüştü, geçen yıl öğretmenler gününde birçok mecrada yayınlandı, İstanbul’da Microsoft’un düzenlendiği Öğretmenler Günü Programında öğrencilerim adına aldığım Başarı Plaketiyle de ödüllendirildik. Benim ve öğrencilerim için ölümsüz bir anı olarak kalacak.

 

      

 

 

  1. İnstagramda paylaşım yapmaya nasıl karar verdiniz? Paylaşımlarınızı nasıl belirliyorsunuz?

 

İlk önce paylaşım yapmaya bir arşiv olması niyetiyle başladım. Çünkü bir okul öncesi öğretmeninin etkinlik, oyun, deney anlamında ciddi bir arşivi olması gerekiyor. Yılda iki kez olan bulunduğumuz bölgedeki öğretmenlerin katıldığı geniş zümre toplantılarından hep keyif almışımdır. Çünkü mesleki anlamda deneyimlerimizi paylaşabildiğimiz, yeni fikirler ortaya koyabileceğimiz, önemli bir fırsat olarak gördüm hep. Bu toplantılardan çok güzel projeler, çalışmalar çıkardık, sonrada bütün öğretmenler bir Whats app grubu kurduk, sınıfımızda yaptığımız çalışmaları anlık paylaşıyoruz, birbirimize fikir veriyoruz.  İnstagramı aslında daha büyük bir zümre olarak gördüğüm için etkinlikleri yüklemeye başladım. Etkinlikleri paylaşırken seçici olmaya çalışıyorum. Her yaptığımız etkinliği paylaşmıyorum, estetik bir kaygı güdüyorum. Yani paylaşım yaparken şöyle bakıyorum, hoşuma gidiyorsa ve başkalarına da faydalı olacağını, uygulanabilir bir çalışma olduğunu düşünüyorsam paylaşıyorum. Defalarca paylaşılmış, benim ve öğrencilerimin farklı bir bakış açısı getirmediği bir etkinlik ya da çalışmaysa paylaşmıyorum. Ve köyde güzel kareler farklı enstantaneler yakalıyorum bazen onları da paylaşıyorum. Takipçilerim de paylaşılmasını istedikleri çalışmaları gönderiyorlar, kendi paylaşımlarım da olduğu gibi onlarda da seçici olmaya çalışıyorum, eğer yaratıcı, farklı bir çalışmaysa yer veriyorum sayfada…

 

  1. Sosyal medyayı aktif olarak kullanıyor musunuz? 

Daha çok instagramı kullanıyorum, Facebook hesabı hiç açmadım, kullanmadım. Bir de çok sık kullanmasam da bir twitter hesabım var.

 

  1. Sosyal medya kanalı instagramda okuloncesimasali ismini kullanıyorsunuz, nasıl seçildi bu isim?

 

Okul Öncesi Eğitime baktığımızda her yıl öğrenciler değişiyor, bununla birlikte yaşananlar, hatıralar, olaylar ve sonunda ortaya çıkan ürünler de değişiyor. Bunu bir masala benzettim, her masalın kahramanları değişir, olaylar, hikayeler farklılaşır… Her yıl yeni kahramanlar yetiştiren, minik yürekleri cesaretlendiren ve onların emeğiyle şekillenen masalımıza ortak olmak ister misiniz? Diyerek başladı hikayemiz.

  1. Hasan ER neler yapıyor? Farklı projeleriniz, çalıştığınız yerler ve katkı sunduğunuz kurumlar var mı?

 

Lise yıllarından bu yana birçok sivil toplum kuruluşunda gönüllü çalışmalar gerçekleştirdim. Gönüllü olmanın kazanımlarını şimdilerde meslek hayatımda yaşıyorum. Çünkü burnu akan bir çocuğun burnunu temizlemeyi ya da sınıfın ortasına yapılan tuvaleti gocunmadan temizlemeyi başka şekilde açıklayamıyorum. Evet, çocukları seviyorum, ama bu durum pek sevgiyle açıklanabilecek gibi değil.

 

Gençlerin karar alma mekanizmalarında yer alması için, kendi sorunlarını çözebilecek, çözüm yolları geliştirebilecek alanların varlığından gençleri haberdar etmek için çalışmalar gerçekleştirdim. Bu anlamda Kütahya Kent Konseyi Gençlik Meclisi Başkanlığı, Ulusal Gençlik Parlamentosu Ege Bölgesi Koordinatörlüğü görevlerinde bulundum. Bu görevlerim sırasında gençlerde tarih bilincinin uyandırılması için ‘Cepheden Cepheye Barış’, ‘Kurtuluşa Gidiyoruz’ ‘Selanik’ten Başkomutanlığa’ projelerini yürüttüm. Binlerce gence Başkomutanlık Meydan Muharebesinin geçtiği, 30 Ağustos zaferinin kazanıldığı toprakların tanıtılması, tarih bilincinin uyandırılması için çalıştım. Kütahyalı olduğum için bu çalışmaları memleketime bir vefa borcu bildim. Halen yapılan çalışmaları yeterli görmüyorum. Cumhuriyetin temellerinin atıldığı, Başkomutanlık Meydan Muharebesinin kazanıldığı toprakları Dumlupınar ’ı sadece bir marşla tanıyan, Zafertepe’nin maalesef adını bile bilmeyen tanımayan bir nesil yetişti ve yetişmeye devam ediyor.  Düşünün 30 Ağustos Zafer Bayramlarında asıl kutlanılması gereken yer de değil de hep büyük kutlamalar Ankara’da yapılır. Çanakkale zaferi nasıl Çanakkale de kutlanıyorsa bu şanlı zaferin kutlanılması gereken yer de Kütahya’dır, Dumlupınar’dır, Zafertepe’dir. Bu konuda biraz dertliyim kusuruma bakmayın. Bunları söylemeden geçemedim.

   

 

 

  1. İnstagramdaki paylaşımlara nasıl bakıyorsunuz; sizce okul öncesine katkısı var mı?

 

Elbette biraz önce bahsettiğim gibi bulunmaz bir nimet, kocaman bir aile, geniş katılımlı bir zümre adeta. Hiç aklıma gelmeyen harika fikirler edinebiliyorum. Benim gibi hatta daha zor şartlarda çalışan meslektaşlarımdan haberdar oluyorum. Birçok faydalı sosyal sorumluluk projesine katılıyor ya da destek olabiliyorum.

Bu alanda paylaşım yapan sayfa sayısı çoğaldı, kaliteli çalışmalar paylaşan, özen gösteren sayfalar olduğu gibi maalesef emek hırsızları da var başkalarının sayfalarından kopyaladıkları etkinlikleri paylaşan etik olmayan davranışlar sergileyen sayfalara karşı da dikkat etmek gerekiyor.

 

 

  1. Kimleri takip ediyorsunuz? Beğendiğiniz esinlendiğiniz sayfalar var mı?

 

Sizinde daha önce röportaj yaptığınız (@okuloncesietkinlik) Sevcan Öğretmen, (@Teacherallaa) Gülşah öğretmen,  sıklıkla takip ettiklerim arasında daha sonra (birtutammavi_) Esra Öğretmen, (sanat. etkinligi) Nuray öğretmen, birazda erkek meslektaşlarımdan bahsedeyim mesela (izzetogretmenim) İzzet öğretmen, (etkinliklerdunyasi) Şevket Öğretmen, (oguzhan_ogzhn) Oğuzhan öğretmen ilgiyle takip ettiğim sayfalar arasında. Şimdi aklıma gelmeyen birçok faydalı bulduğum sayfayı takip ediyor, ilham alıyorum.

 

  1. Mesleğiniz dışında neler yaparsınız? Başka uğraşlarınız, hobileriniz var mı?

 

Öğretmenliğe başlamadan önce amatör olarak futbolla ilgilendim, radyo programları yaptım, halk oyunlarıyla uzunca bir süre ilgilendim. Bu hobiler olmasa da Kütahya da geniş bir arkadaş çevrem vardı. Şimdiye kadar anlattıklarımdan anlaşılmıştır, ben sosyal bir insanım arkadaşlarımla vakit geçirmekten keyif alırdım lakin öğretmenliğe başladıktan sonra Aydında böyle bir fırsatım olmadı, öğretmenlerden bir arkadaş çevresi edinemedim, nereden baksanız en yakın yaş grubu 40-45 yaşlarında öğretmenler var burada. Emekliliğine az kalmış öğretmenler tercih ediyor genelde buraları. Böyle olunca bende işime verdim kendimi. Okul dışındaki zamanlarda gönüllü meslektaşlarımla farklı çalışmalar, okul öncesi eğitime katkı sunacak projeler geliştirdik. Mesela geçen dönem Eğitici Oyuncak Atölyesi Projesi yaptık. Sınıflarımızda bir sürü oyuncak vardı ama bunların çoğu işlevini yitirmiş, deforme olmuş ve eğitici yönü olmayan oyuncaklardı. Sınıflarımıza eğitici, dayanıklı ve sağlıklı oyuncaklar yapmaya karar verdik. Eğitim bölgemizdeki bütün öğretmenler kolları sıvadı. Her ay farklı bir okulda bir araya gelip yeni oyuncaklar ürettik. Yaptığımız oyuncakları sınıflarımıza götürüp öğrencilerimizle buluşturduk o oyuncaklar hala sapasağlam sınıflarımızda duruyor. Bu projeyle MEB Eğitimde Yenilikçilik Ödüllerine başvurduk bölgesel ödülle ulaşamasak ta ilk aşamayı geçip saha ziyaretine kalma başarısı gösterdik.

 

Bu yıl yine durmuyoruz ‘Çocuk eğitiminde Kritik Dönem Okul Öncesi’ sloganıyla başladık döneme yine gönüllü öğretmenlerle bir proje için kolları sıvadık. Projenin ismi Aile Akademisi. Eğitim bölgemizdeki 2-6 yaş arasında çocuğu bulunan tüm anne-babalara ulaşıp onlara 5 ay süreyle her ay farklı bir konuda olmak üzere Okul öncesi dönem ve erken çocukluk eğitimi üzerine eğitimler ulaştıracağız. Bazı eğitimlere çocuklarıyla gelmelerini isteyip daha önce okul öncesi kurumuyla tanışmamız çocukları okullarımızla, sınıflarımızla tanıştırmak istiyoruz.

 

Nasıl ki toplum sağlığı merkezlerindeki aile hekimleri, ebeler çocuğu doğduğu andan itibaren takibe alıyor, her ay aşıları, kontrolleri düzenli takip ediliyor. Eğitimciler ve bu konudaki uzmanlarda belli yaştan itibaren aynı sistem ve standartlarda çocukları takip etmeli, bununla ilgili çalışmaları gerçekleştirmeli, aileyi bu konuda bilgilendirip eğitmelidir. Kısacası çocuğun beden sağlığı nasıl önem taşıyor ve gerekli hassasiyet gösteriliyorsa, çocuğun bilişsel, duyuşsal gelişimi ve eğitimi de aynı önem ve hassasiyeti duymayı gerektirir. Biz bulunduğumuz bölgede bununla ilgili bir ışık yakmak istiyoruz. Öğretmenler öğrencilerle daha erken tanışsın eğer çocukla ilgili alınması gereken bir önlem varsa, ilgili uzmanlara ya da özel eğitime yönlendirilsin. Ya da anne-baba-çocuk iletişiminde sıkıntılar, davranış problemleri varsa bunları önceden tamir etmeye çalışalım istiyoruz. Ta ki çocuk okulla tanıştığında 4 -5 yaşına ulaştığında telafisi olmayan manzaralarla karşılaşmayalım. Hani meşhur bir denizyıldızı hikâyesi vardır ya işte o hikâyedeki gibi bir denizyıldızını kurtarabilme ihtimaline tutulduk gidiyoruz.

 

İşte böyle mesleğim dışında da mesleğimden kopamıyorum. İşim hobim, hobilerim işim oldu böyle bir sarmalın içindeyim.

 

 

 

 

  1. Aile hayatı dersek?

Eşimle lise hazırlıkta tanışmıştık, üniversiteyi aynı yerde okuduk eşim sınıf öğretmeni aynı yıl mezun olduk ve ikimizin de ilk öğretmenler gününde yollarımızı birleştirdik. Allah bağışlarsa 22 aylık Beril Mina isminde bir kızımız var…

 

 

 

  1. Sevgili Hasan öğretmen sihirli bir değneğin olsa okul öncesi eğitim için yapmak istediğin 3 şey ne olurdu?

 

İlk işim şu anasınıfı ve anaokulu ibarelerini kaldırmak olurdu herhalde. Erkek bir okul öncesi öğretmeni olduğum için rahatsız olmuyorum. Bir anlamı olduğunu, bilimsel bir karşılığı olduğunu düşünmüyorum. Ana kelimesi ‘anne’ kavramını karşılıyorsa çok sıkıntılı bir durum. Çünkü öyle algılanıp annelik rolüne bürünen öğretmenler olduğu gibi veliler ve diğer insanlar tarafından bakıcı rolü biçilen meslektaşlarımız olabiliyor. Hâlbuki bizler ne anne, ne baba ne de bakıcıyız bizler eğitimciyiz, bu işin eğitimini almış öğretmenleriz. İkinci anlamı ‘Ana’ kelimesinin ‘temel ‘den’ geldiği yani ‘ilk’ ‘temel’ sınıf anlamında olduğu söyleniyor, şayet böyleyse ben yine elime sihirli değneği alır mevcut isimleri kaldırır sınıflara Temel Eğitim Sınıfı, okullara ise Temel Eğitim Okulları derdim. Ya da zaten hali hazırda kullanılan Okul Öncesi Eğitim gibi gayet yerinde bir kullanım var. Okul Öncesi Eğitim Kurumları ya da Okul Öncesi Sınıfları kullanılması gerekir. Sihirli değneği bırakıp meslektaşlarıma sesleniyorum. Lütfen bu şekilde kullanalım sesimizi yükseltirsek, hatalı kullanımların önüne geçebiliriz diye düşünüyorum.

 

İkinci yapacağım şey fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırmak olurdu herhalde. Bunu da köyde yaşadıklarım, gördüklerimden yola çıkarak istiyorum. Çünkü köydeki çocuklarında her şeyden önce bir sinema, tiyatro izlemeye denize,  havuza gidip yüzmeye hakları var. Ama bu ve bunlar gibi kentte yaşayan çocukların rutin olarak yaşadıkları bir sürü şeyden mahrum büyüyorlar.  Gerçekten sihirli değnek olsa da bunlardan bir kaçını öğrencilerime yaşatabilsem keşke…

 

Şimdi bunları söylerken savaş mağduru çocuklar geldi aklıma. Şu an onlara verilebilecek en değerli şey çocukluklarını doya doya yaşayabilecekleri yaşam hakkı değil mi? Evet şu sihirli değneği bırakmadan önce yaşadığımız yer küreyi tüm çocuklar için özgürce yaşayabilecekleri, çocuk olduklarını hissedebilecekleri ve haklarının yetişkinler tarafından istismar edilmeyeceği bir dünya haline getirmek isterdim.

 

  1. Ve takipçiler, takipçileriniz ile iletişim kuruyor musunuz? Bir mesaj iletmek ister misiniz?

 

Daha çok öğrenciler ulaşıp, etkinlik soruyorlar. Öğretmenimiz şu konuda ödev istedi, sizde vardır hocam ben araştırdım bulamadım yardımcı olur musunuz?  vs. gibi. Bende elbette yardımcı olurum ama hazır bir etkinlik göndermemi beklemeyin benden diyorum. Bazen kırılanlarda oluyor. Bir sürü etkinlik vardır elinizde ne var birini gönderseniz diyenler oluyor. Eğer bir fikriniz varsa o konuyla ilgili geliştirmek için destek olabilirim, fikir alışverişi yapabiliriz diyorum. Mesleki gelişimleri için hazır bulmak yerine kendilerinden bir şeyler katmaları üretmeleri gerekiyor. O ödevlerde o yüzden veriliyor. Genelde iletişimimiz bu yönde bazen de paylaştığım etkinlikleri kendi sınıflarında uygulayan öğretmenlerden teşekkür mesajları alıyorum. Bundan mutlu oluyorum, yeni paylaşımlar için motive ediyor.

 

  1. Bu keyifli sohbet ve ‘sosyal öğretmenler ‘ röportajına katıldığınız için teşekkür ederim. Ben sizi tanıdığıma çok sevindim.Eminim röportajı okuyan herkes de Hasan öğretmen ile tanıştığına çok memnun olacak . Eğitim aşkınız ve çabanız hep sürsün öğretmenim . 

 

Bende çok memnun oldum. Böyle bir çalışmaya öncülük ettiğiniz için bize de fırsat tanıdığınız için teşekkür ediyorum…

RİCA EDERİM . İnşalLah daha fazla öğretmen ile tanışır ve bir çok kişinin tanımasına vesile olmaya devam edebilirim. Röportajı okuyanlardan değerli yorumlarını yazının altına bırakmalarını rica ediyorum . 

Sevgiyle …

 

Sosyal Medya hesapları;

 

INSTAGRAM; @hasan_er_

@okuloncesimasali   

TWİTTER; @hasan_er

 

 

 

 

ÖZGE GÜNEY                                   www.sevgiylebebek.com  @2016/OCAK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Check Also

‘ Kuşlar ‘ Temalı Renk Eşleştirme Oyunu

Birkaç basit malzeme ile hem renkleri eşleştirme ,hem sayı sayma oyunu hazırlayabilirsiniz .   Geçtiğimiz ...

Katie ile Yaratıcılığınızı Keşfedin ?

Vincent van Gogh’un resimlerine bakacak olursanız , bol bol yıldız görürsünüz. Ressam yıldızları çok severmiş.Bazı ...

713 comments

  1. Wow, fantastic blog layout! How long have you been blogging for? you made blogging look easy. The overall look of your site is great, as well as the content!